Oda Tiyatrosu, yılların geleneğini bu yıl da sürdürerek Dünya Tiyatro Günü’nün ilk dakikalarında tiyatroseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Kaan Erkam’ın kaleme aldığı, yönetmenliğini Arman Yılmaz’ın üstlendiği “Son Gün / İskenderiye” adlı tiyatro oyunu, saat tam 24’te, yani 27 Mart’ın ilk dakikalarında sahneye konuldu.
Lara Karagöz’ün Hypatia karakterine hayat verdiği oyunun dramaturgluğunu Enver Ayata Akarcalı üstlenirken, kostüm tasarımı Refa Eraslan, ses, ışık ve tasarım düzenlemesi Taha Aykın imzası taşıyor. Müzikleri Kaan Erkam tarafından bestelenen oyunun solisti Dimaze Durak, sesi ise Hakkı Ergök olarak belirlendi. Tiyatro tutkunlarının yoğun ilgi gösterdiği bu anlamlı gecede, Nurcan Sabur, Şaylan Akmen, Aysan Sümercan, Kamil Hızer, Menekşe Uçaroğlu, Onur Şenay, Gülay Polat, Op. Dr. Ruhi Güngör ve Seniha Güngör gibi isimler de yer aldı.
Etkinlik öncesinde Aysan Sümercan’ın okuduğu Kaan Erkam imzalı Tiyatro Bildirisi, izleyicilere duygusal anlar yaşattı. Bildiride, tiyatro sanatçılarının sahne arkasındaki fedakârlıkları, sahne tozunun büyüsü ve bir oyuncunun yaşam serüveni anlamlı bir dille aktarıldı. Oyunculuğun sahnede yaşanan bir günlük saltanat olduğuna vurgu yapılarak, tiyatronun zorlukları ve güzellikleri samimi bir dille dile getirildi.
Kaan Erkam, gece boyunca yaptığı konuşmalarda Oda Tiyatrosu Sahnesi’nin tüm tiyatro topluluklarına açık olduğunu belirterek, tiyatro geleneğinin yaşatılması gerektiğine dikkat çekti. Dünya Tiyatro Günü’ne özel bu etkinlik, sanatseverler tarafından büyük beğeni toplarken, oyunun derin mesajları ve oyuncuların performansı uzun süre hafızalardan silinmeyecek gibi görünüyor.
Ve… Perde!…
Dedikten sonra başlar bir oyuncunun yaşamı…
Sahnedeki kişi, kostümle birlikte vestiyere asılmıştır artık.
Alkışın verdiği hafif sarhoşlukla önce sahneyi sonra fuayeyi sonra da binayı arkamızda bıraktık.
Siz, gülen yüzümüzü, ağlayan gözlerimizi ya da şaşkın ifâdelerimizi zevkle izlediniz. Damağınızda oyunun tadı, üzerinizde sahnenin tozu, evinize gittiniz.
Biz, makyajımızı sildik, dekorları topladık.
Mesleğimize âşıktık. Neler yaşadık, neler atlattık…
Koskoca bir salgın geldi geçti. Kimimiz ayakta kaldı, kimimiz hüzün dolu bir biçimde salonlarımızı kapattık.
Eski oyuncularımızla hiç ayrılmadık, birlikte yaşlandık. Yeni gelen oyunculara kapılarımızı açtık, onları sevgiyle kucakladık, tiratlarla repliklerle donattık.
Ödüller aldık. Sevindik, güldük; sevindik, duygulanıp ağladık.
Yarı yolda inenler oldu bu uzun vagonlu trenimizden. Onları sessizce uğurladık…
Müzikallerde danslar ettik, melodi olduk, şarkı olduk…
Şiir de olduk bazen. Nâzım’dan okuduk, Behramoğlu’ndan okuduk.
Duygu dolduk.
Ve hep bir günlük saltanatımızın olacağını bilerek yaşadık.
Çok öldük bu aralar. Eşler, dostlar, hayranlar, her yere birlikte çekildiğimiz fotoğraflar koydu.
“Unutmayacağız!” dediler o anın coşkusuyla… Her ölüm, çok erkendi. Kimi turnede, kazada; kimi hasta yatağında, sessizce gitti uzaklara…
Biliyorlardı…
Biliyorduk…
Biliyoruz…
Ayak izlerimiz, bir gün silinecek sahnelerden. Telefonlarda kalacak artık çevrimdışı olan numaralarımız.
Mezarımızda sessizce uyuyacağız…
Ama herkesten daha renkli, daha çok kişilikli ve mutlu yaşamış olacağız…
Düşünsenize! Sahnedeydik biz…
Kim bilir, kimdik o an? Ama ne fark eder!?
Kimi zaman, Maksim Gorki; kimi zaman, Nil!
“Priviyet! Matmazel Tereza!” “Selâm sana Madam Darla!”
Ah işte! Sivri diliyle Gaye hanım da burada… Onur bey, küsmüş yaşama. Madam Ella Dela Ponte ise perdenin arkasında saklanmakta…
“Merhaba! Bahri baba!” Aman! Sakın sinirlenme Moşe ağa…
Daha kimler var, kimler… Meyhaneci Kevork, sihirbaz Kirkor ve güzeller güzeli Elena.
İşte Külhânî Davut! İşte kara sevdâlısı Nika… Ketum ise sessizce bir kenarda oturmakta…
Koca Pier, Giuseppe Verdi ve Rüya hanım da burada!
Puccini, Korsakof psikopat Mahmut. İşte Ferhat! İşte Serap abla!
Tomris geçiyor bir anda sahneden… Tüm edâsıyla…
Ve Şenay öğretmen… Bir kez daha ağlıyor, ağlatıyor…
Hangi rejisörlerle çalışmışız. Ah Ferdi Merter Usta… Ercüment Balakoğlu da gelmiş geçmiş sahnemizden…
Tevfik Yapıcı ve koskoca Ali Yaylı…
Mehmet Ulay’dan ise korkmayan oyuncu var mıydı?
Ya Kemal Başar ve keskin zekâsı?
Ayşen İnci ve naif rejisi?
Yaşar Gündem ve dehâsı?
Hepsi afişlerimizde yer almış, onurumuz olmuş…
Ve ilk kriz anlarında, ilk vurulan neferler olan biz oyuncular…
Her şeye karşın sizin için direniyoruz…
Bu yaşam koşullarına, astronomik sahne kiralarına, turne araçlarına, “Behzat Uygur, haklı!” çok pahalı otel odalarına, turne araçlarına, dekor kamyonlarına, “Yok mu artıran?”, kostüm fiyatlarına, terzilere, makyaj malzemelerine, beyaz pat kremlere…
Bir Tiyatro Günü’nde daha …
“Perde!”
derken…
Saygıyla eğiliyorum önünüzde…
Yazan: Kaan Erkam
Yönetmen : Arman Yılmaz
Hypatia : Lara Karagöz
Kostüm Tasarım: Sefa Eraslan
Ses-Işık-Tasarım : Taha Aykın
Dramaturg: Enver Ayata Akarcalı
Solist: Dimaze Duruk
Müzk: Kaan Erkam
Ses: Hakkı Ergök
Asistan: Tusem Karakaş
Haber: Kamil Hızer – Pınar Çekirge /Magazinname.com
Instagram: @kamilhizer
@pinar_cekirge